efrasyap/şiirce - Blogcu



} td { font-family: "Trebuchet MS", arial, verdana, sans-serif; font-size: 10pt; line-height: 1.7; color: #444444; } td.content { } td.line { } div.title_outer { border: 1px solid #AAAAAA; padding: 5px; margin-bottom: 12px; } div.title_inner { border: 1px solid #DDDDDD; padding: 10px; font-weight: bold; font-size: 14pt; } h2 { font-size: 11pt; color: #444444; margin-bottom: 0px; margin-top: 0px; } h3 { font-size: 8pt; color: #444444; margin-bottom: 3px; margin-top: 0px; font-style: italic; font-weight: normal; } h4 { font-size: 8pt; color: #444444; margin-bottom: 0px; margin-top: 0px; font-weight: normal; } hr { height: 1px; width: 100%; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px; border: 1px solid #DDDDDD; } font.disabled { color: #888888; } blockquote { margin: 0px; margin-left: 30px; } a:link { color: #333333; text-decoration: none; } a:visited { color: #333333; text-decoration: none; } a:hover { color: #333333; text-decoration: underline; } a.earlierlink:link { color: #0A3A6B; text-decoration: none; font-weight: bold; } a.earlierlink:visited { color: #112E55; text-decoration: none; font-weight: bold; } a.earlierlink:hover { color: #3399FF; text-decoration: none; font-weight: bold; } a.laterlink:link { color: #0A3A6B; text-decoration: none; font-weight: bold; } a.laterlink:visited { color: #112E55; text-decoration: none; font-weight: bold; } a.laterlink:hover { color: #3399FF; text-decoration: none; font-weight: bold; }
efrasyap/şiirce

Ana Sayfa - Profilim - Arşiv - Arkadaşlarım

Mademki ben güneşe kulum,

Tarih:14/5/2006 16:07 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Mademki ben güneşe kulum,
güneşten söz açmalıyım size.
Mademki gece değilim ben,
mademki karanlığa tapmıyorum,
düşten dem vurmak nafile.

Mademki tıpkı güneşe benziyorum,
elimi eteğimi çekmeliyim üzerinden
ferah, mâmur olan yerin.
Mademki tıpkı güneşe benziyorum,
doğmalıyım ortasında harabelerin.

Gerçi bugün bir kuru elmayım,
ama değerim ağacımdan çok.
Gerçi sarhoşum, yıkılmışım ama
doğru lâf etmedeyim,
erkekçe konuşmadayım.

Benim gönlümün kokusu
yöresindeki topraktan gelir.
Ben o topraktan utanırım da
nedense bir tek söz söyleyemem
suya dair.

Güzel yüzünden kaldır perdeni,
böyle konuşmayı yakıştırma bana.
Taş gibi kaskatıysa senin kalbin,
bak benim kalbim yanmış, ateş haline gelmiş.
Bir iyilik eder, şişeyi alırsan eline,
bir de bakacaksın ki kadehle şarap bende dile gelmiş.

 

MEVLANA


ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM

Tarih:4/5/2006 11:51 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM



Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..

- Boğamazsın ki!

- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.

Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;

Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.

Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,

Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!

Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...

İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?

Mehmet Akif ERSOY



Gül olanın aslı güldür

Tarih:30/4/2006 22:33 - 2 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Gül olanın aslı güldür,
Peygamberin nesli güldür,
Girdim şahın bahcesine,
Cümlesi aşı güldür gül.

 

Asmasında gül dalları,
Kovanında gül balları,
Ağacında gül halleri,
Selvi çınarı güldür gül.

 

Açıl gel ey gonca gülüm,
Ağlatma şeyda bülbülüm,
Şu inleyen garip dilim,
Ah-u efganı güldür gül.

 

Gülden terazi yaparlar,
Gül ile gülü tartarlar,
Gül alırlar gül satarlar,
Çarşı pazarı güldür gül.


sevgileri yarınlara bıraktınız

Tarih:29/4/2006 23:41 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.

bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.

siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklımıza gelmezdi.

gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı;
gecelerde ve yalnız.

vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.

behçet necatigil

 


ÇÜNKÜ BANA YAKIŞAN DURUMDUR SIKINTILI OLMAK.

Tarih:13/4/2006 00:59 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

ÇÜNKÜ BANA YAKIŞAN DURUMDUR SIKINTILI OLMAK.

Sen köylü güzelim… Son baharda yaprak gazeli gönlümün tanrıçası… Acılı yanlarımın garip hali, delişmen duygularımın kör kilidi… Keşfedemediğim duygu coğrafyalarının pusulası… Umutsuzluğun anahtarı… Hazan rüzgârlarının siyah beyaz fotoğrafı… Ayıbım, günahım, yasak aşkım, gizli duygularım, aç-tok yanım, iç burkuntum, kaçamak bakışlarda solgun suratlım. Gözüm kapalı iken yanımdasın da açıkken niye yoksun…

Sen köylü güzelim… Divanına durduğum mihrabın semavi sükûneti… Gönüllü fermanların katline itaatkârlığım. Çaresizliğim, yalnızlığım, sessizliğin sesinde bakışıyla soru soranım… Ruh üşümesi romanım… Dar vakitlerde şiir kitabım. Hüzün ki en çok sana yakışır. Izdırabı salkım saçak gözyaşım… Büyümemiş gün telaşıyla buselik makamından nevşuneva çağ yangınımı alevlendirelim. Gülüm, dikenim, garipliğim, kalkıp gidenim, oturanım, uyuyanım, kâbusum, rüyam, sevincim, HİÇBİR ŞEYİM, HER ŞEYİM, olanım, olmayanım, “yokluğun cehennemin öbür adı” da ya varlığın neyin adı?..

Sen köylü güzelim… Ertelenmiş yaşanmışlığımın gökyüzünde binlerce yıldız yaşı yanardağ sıcağı… umurkanrı köz öbeğim… Ninniler masumiyeti bebeğim. Artım, eksim, bölmem, çarpmam… Yanık hoyrat “Ağrılar” ağıtı yurtsuzluğum… Her ayrılık bir iz bırakır. Sonsuz ayrılık için yanardağ BEN bırakır… Kanamalı yara gün olur kabuk bağlar. Kabuğu kalınlaşır, soyulup dökülür sonra… Bazısı sadece tenimizde değil, hayat kalbimizde de derin izdir. Gelip giden günler silemez bu sızıyı… Öyle kolay kapanmayanımsın. Puslu ufkumun kangren olmuş sakat yanısın… Acıtan, ağlatan, dağlayan, ağartan, çığlık çığlığa koparıldığı daldan, kırık gülümseyişlerin filizisin… Yangın kokan fırtınaların harmanladığı aşk sözü bakışlarla konuşmaların ürperten soğuk dalgalanmalardaki terim…

Esip geçenim. Unutulmayanım. “Yeryüzünde yaşadığımız emsalsiz günlerdi.” Sen köylü güzelim… Kahkahalarda inşa edilmiş kent kıyılarının rıhtımının da intihar kaydı. Ozan seslenişi kaygılarımsın. Mecburiyet teknesinde alabora olanımsın… Kalemimsin, defterimsin, silgimsin… Yazılmamış şiirimsin… KİMİNSİN… Kedi kıyafetine matem alfabemsin. Sayıklamalı kabahatlerim, kalabalıklar yargısı âlemimi kıransın.  Alıp başını gitmek varken bir türlü salmayanımsın. Renklerin içinde sarım, mevsimlerin içinde sonbaharımsın. Günler içinde son günüm, çözülmeyen son düğümümsün. Samanlık seyran, aç sefil üç günlük dünyada içime kar olup yağanımsın. Ardından ne kadar çok yaşanmışlık bırakanımsın. Ne de çok şeyimsin? Beklisi, ya da yok bu değil soru işaretimsin… Neyin savruluşudur, dur-durak bilmezimsin neyin kayboluşudur? Ahlarım, vahlarımsın. Her gidişin dönüşüyken beklemelerimsin. Beklemelerde bilmemelerimsin. Ne çabuk eksilmelerimsin... Eleğim, yüreğim, azar-azar ufalanmalarım, beyazım, karam, anam, avradım, suyum, kavim kardaş yakınım, elim, dar günde muştumsun… Ufacık narin bedeninle dünya kahrını, sevda yükünü taşıyanımsın.

“Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında, belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem,

Sus deyip adınla başlıyorum.

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır, başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin…”

Sen köylü güzelim! “sınamaya dayanmayan sevgi; sevgi olur mu? Sevmemek kabil değilse, sevmenin ne kıymeti olur? Günahı ve şeytanı tanıdık biz. Günaha cezbe de cazibe kattık ki günahla sınanan sevgi daha değerli olsun.”… Bir eğiri daha kocaman bir eğrinin içinde dönerken, en büyük eğriyi kapsamıştır…

Sen köylü güzelim, soruyorsun ya ikide bir neden diye? İşte bu yüzden bana en yakışan durumdur sıkıntılı olmak…


ADAM GİBİ

Tarih:18/3/2006 10:29 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.

Ben seni hiç sevmedim ki
Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim
Kurşunları sevdim beni vurduğunda
Ağlamayı sevdim unuttuğunda
Yalnız olduğumu anladığımda
Ayakta kalmamı sevdim
Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda
Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği
Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini
İkindide yağmur gibi
Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi

Ben seni hiç sevmedim ki
Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim
Menekşeyle konuşmanı
Nisan'a hatırlatmanı
Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte

Ben seni hiç sevmedim ki
Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine
Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde
Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde
Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın
Ağlayan yüzünde İsa'nın
Ferahlatan gücüyle duanın
Korkutan yanıyla nar'ın
İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne
Gülün üstüne
Tutunduğum umudun üstüne
Korkunun üstüne
Hep senin üstüne, hep senin üstüne

Ben seni hiç sevmedim ki
Gittiğin zaman gitmeni sevdim
Evreni sevdim geldiğin zaman
Kalmanı sevdim
Korkuyordum sana alışmaktan
Yine de sevdim gülümsemeyi
Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından
Kırlara ilk kar düştüğü zaman
Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim
Seni içimde öldürdüğüm zaman

Ben seni hiç sevmedim ki
Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse
Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim
Birde yıldızları sevdim
Eylül akşamlarında gelip,
Gözlerinde tutulan.
Düştüğün zaman kanayan yaralarını
Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman
Sakız satan çocukları
Yeni çıkan şarkıları
Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim
Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe
Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte
Ben sevdim mi adam gibi severim

İBRAHİM SADRİ


Ey Gönül

Tarih:17/3/2006 09:22 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Bu gün ne kadar durgunsun ey gönül
Gün akşam etti güneş uğurluyor
O tatlı hazza takılıp kalalı
Gözlerin hala bir düş ağırlıyor

Sırra kadem mi bastın bugün böyle
Aşk mıdır seni düşüren bu hale
Yaşanmış nice aşklar dursun şöyle
Gözlerin hala bir düş ağırlıyor

Asırlık bir taş misali ağırsın
Evveli duyan,şimdiye sağırsın
Yana yakıla kim nasıl çağırsın
Gözlerin hala bir düş ağırlıyor

Boy pos çakılmış durduğun o yere
Derman ummuştur kimbilir kaç kere
Yorulmuşsa da göğüs gere gere
Gözlerin hala bir düş ağırlıyor

Engin Namlı


Hürriyete Dogru

Tarih:13/3/2006 08:40 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekliyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, Her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere...

YÜREGİNE SAGLIK ORHAN VELİ KANIK


Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak...

Tarih:11/3/2006 09:18 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...
En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,
Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da demiyor bir tarafından!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!' deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.


MUTLAK SEVECEKSİN

Tarih:7/3/2006 22:21 - yok Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu,ölsen bile asla açamazsın...

Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...


:: Sonraki Sayfa »